25 Mayıs 2013 Cumartesi

İş Ortamında Paylaşım Kültürü Oluşturmak Üzerine

Hergün birbirine benzer işler üzerinde çalışıyoruz. Belli teknolojileri daha önceden belirlenmiş yöntemlerle kullanıyoruz. Benzer işleri yaptıkça, o konuda artık uzmanlaştığınız düşünüldüğünden sizden daha çok sayıda benzer iş yapmamız bekleniyor. Benzer konular, benzer problemler, benzer işler, tanıdık yöntemler, yaratıcılık gerektirmeyen kolay çözümler... Hergün yaptığımız işi daha iyi ve hızlı yaptığımızı düşünüyoruz. Ancak bir süre sonra işimizin monotonlaştığını ve kendimize yeni birşeyler katamadığımızı düşünmeye başlıyoruz. İşimizi tutkuyla sevdiğimizi ve özel hayatımızdaki her boş anı kendimizi geliştirmek için kullanıyor olduğumuzu düşünelim. Bu süre bile aslında yetersiz. Okumak istediğimiz onca kitaba, üzerinde çalışmak istediğimiz onca konuya vakit malesef bir türlü gelmiyor.

Yeni konular, yöntemler, teknolojiler öğrenemediğimiz ve deneyimleyemediğimiz için, "bilgi sermayemiz" zamanla azalıyor. Cepten (i.e. mevcut bilgilerimizde) yemeye başlıyoruz. Uzun vadede "son bilmem kaç yıldır aynı işi yapan" kodaman çalışanlar haline geliyoruz. Olaylara bakışımız daralıyor, vizyonumuz küçülüyor. Dünya bir yöne doğru gelişirken biz çok eskilerde kalıyoruz. "Yeni mezun, öğrenme aşkıyla yanıp tutuşan, enerji dolu gençler" hızla bizi geçiyor. Ve en sonunda bize onların başarılarına arkadan bakmak kalıyor.

Paylaşım Kültürü Oluşturmak

Daha bilgili, daha vizyon sahibi, bilgisini paylaşmayı seven, farklı alanlarda kendini geliştirerek daha kaliteli işler başaran, işine daha tutkulu ve daha motive çalışanlar yaratabilmek için, uzunca bir süredir çalıştığım yazılım departmanında "Brown Bag Seminars (BBS)" denen etkinlikler düzenliyoruz. Bu etkinlikleri tek cümle ile şöyle tanımlayabilirim.

"Haftada bir yapılan iç eğitimlerle çalışanlar iş arkadaşlarını eğitiyor"

BBS kavramı aslında yeni bir kavram değil. "Sefertası Seminerleri" olarak türkçeleştirebileceğim bu toplantılar, insanların öğle aralarında yemeklerini yanlarına alıp bir toplantı odasına girmeleri ve birilerinin de insanlar yemeklerini yerken onlara eğitim vermesinden ibaret. Konu kısıtlaması yok, amaç sadece ve sadece paylaşımda bulunmak. Dünyada yazılım ve teknoloji şirketleri ve üniversitelerde birçok örneği mevcut. "Lunch & Learn (Öğle yemeği ve Eğitim)" ismiyle de karşımıza çıkan bir tür etkinlikler son senelerde bir hayli popüler.

2008'den bu yana birçok eğitim ve seminerde konuşmuş biri olarak, bu etkinlikler artık kültürümüzün bir parçası. Eğer şu anki durumu rakamlara dökmek gerekirse:

  • 43 hafta, 43 eğitim
  • 40 şirket içinden konuşmacı
  • 2 şirket dışından konuşmacı
  • 19 halihazırda belli konu ve konuşmacı

Bu tablo bizim için bir gurur kaynağı. İşin ilginci bu tür eğitimleri sadece biz düzenlemiyoruz, Türkiye'de faaliyet gösteren birçok firma da benzer aktiviteleri uzun süredir başarıyla düzenliyor. Ve tıpkı bize başka şirketlerden gelen konuşmacılar gibi, biz de başka şirketlere eğitim, seminer ve konuşmalara gidiyoruz. Ulaşmak istediğimiz vizyon, bizi aşıp diğer şirketlerin vizyonları ile birleşiyor ve ortaya çok büyük bir enerji çıkıyor.

İş Ortamında Sürekli Öğrenme Nasıl Başarılabilir?

Bilginize bilgi katabileceğiniz Türkiye'de çok başarılı etkinlikler de düzenleniyor. Kimi haftalık ya da aylık "buluşma (meetup)", kimi de aylık ya da düzenli seminerler şeklinde oluyor. Çok kaliteli konuşmacılar önemli konular üzerinde sizlerle bilgisini paylaşıyor. Hemen hemen hepsi ücretsiz olan bu etkinliklerde hem bilginizi arttırabiliyorsunuz, hem de farklı şirketlerde çalışan meslektaşlarınızla tanışma fırsatı bulabiliyorsunuz. Ben de elimden geldiğince bu tür etkinliklere katılmaya çalışıyorum.

Günümüzün büyük bir bölümünü geçirdiğimiz iş ortamında, "çalışanların iş arkadaşlarını eğitmesi" üzerine kurulu paylaşım kültürünü kurmak benzer ancak biraz daha farklı dinamikleri olan bir konu.

Eğer şirketinizde çalışanların katılımıyla BBS tarzı iç eğitimler düzenlemek istiyorsanız, şu konu ve kurallara dikkat etmelisiniz.

  • Çalışan herkesin en az bir konuda eğitim yapmasını istiyoruz. Bu aslında çalışana verilen önemi ve bilgisine güvenildiğini göstermesi açısından önemli.
  • Eğitim herhangi bir konu üzerinde olabilir. Teknik konular olabileceği gibi, sosyal konular da konuşulabilir. İlla son teknolojiler konuşmak zorunda değilsiniz. Emin olun, bildiğinizi sandığınız birçok konuyu böyle eğitimler ile aslında ne kadar yüzeysel bildiğinizi farkedeceksiniz.
  • Eğtim konusu, geliştirdiğiniz ürünler ve yazılımlar da olabilir. Malum çalışanlar işten ayrıldığında bilgi de onlarla beraber ayrılıyor. Platform, uygulama, proje hakkında bilgi zamanla azalıyor ve bazen kayboluyor. Bunu engellemek için, bu tür eğitimlerde projelerden de bahsedilebilir, gerek proje takımına gerek de başka takımlara bu bilgiler aktarılabilir. Ayda ya da iki ayda bir yapılan platform BBS'leri çok faydalı olmaktadır.
  • Her hafta çarşamba günleri öğle arası ya da öğleden sonraki ilk saat eğitimler verilir. Haftanın başı ve sonu çoğunlukla toplantıların ve yoğunluğun en çok olduğu zamanlardır. O nedenle çarşamba yapmayı siz de uygun bulabilirsiniz.
  • Eğitimin süresi 1 saattir. Konuşmacı gerek duyarsa en fazla yarım saat uzatabilir. 
  • Gelecek ayın eğitim takvimi, bu ayın son haftası netlik kazanır. Yani siz her ne kadar önceden "gelecek ay şu gün eğitim vereceğim" desenizde, eğer ertelemek isterseniz bu ayın son haftasına kadar vaktiniz var. 
  • Konuşmacı onayı olmadan takvim kesinlikle netleşmez. 
  • Eğitim takviminin bilinirliği, gerek eposta ile, gerek de çıktısı alınıp duvarlara asarak arttırılmalıdır.
  • Eğitim için büyük bir oda, bir yansı cihazı, gerekirse internet bağlantısı ve bolca koltuk gerekli.
  • Eğitimin başlamasından 2 saat önce hatırlatma mesajı atılır. Eğer eğitim öğleden sonranın ilk saatlerinde yapılıyorsa, araya öğle yemeği gireceğinden son 15 dakika kala hatırlatma işe yaramayacaktır. Bu nedenle öğleden önce hatırlatma mesajını atmak faydalı olacaktır.
  • Eğitim bittikten sonra sunum ve varsa eğitim materyali eposta yoluyla dinleyicilere gönderilir.

Eğer bu tür etkinliklere ilk kez başlayacaksanız, ilk 2-3 eğitimi iyi planlamış olmanız gerekir. En başta verilen kaliteli eğitimler hem yeni konuşmacılara örnek teşkil eder, hem de çalışan motivasyonunu arttırır.

Eğitimlerde konuşmacı olanlar, eğitim verebilmek için hem bilgilerini daha da arttırmak durumda kalırlar, hem de herkesin önünde konuşma deneyimi yaşarlar. Bu konuşmacılara ekstra bir motivasyon verir. Dinleyiciler ise birbirinden farklı onlarca konuda fikir sahibi olurlar ve vizyonlarını arttırırlar. Yani iç eğitimler ile her iki taraf da kazançlıdır.

Unutulmamalıdır ki, paylaşım kültürü o kültürün bireylerinin aktif katılımı olmadan başarılamaz. Bu nedenle başarı şirketin ya da etkinliğin ya da organizatörlerin değil, paylaşımda bulunan tüm bireylerindir.

0 yorum:

Yorum Gönder

Template developed by Confluent Forms LLC; more resources at BlogXpertise